DÜNYADA SİGORTACILIK
2004 yılında sigortacılar, daha önceki iki yıla kıyasla daha yüksek
bir karlılık var daha güçlü bir sermaye tabanıyla gelirlerini
arttırmışlar ve derecelendirme kuruluşlarının, sigorta sektörüne bakış
açısını olumlu yöne çevirmeyi başarmışlardır. Tüm dünyada üretilen
sigorta primleri 2004 yılında 3.244 milyar dolara yükselmiştir. Bu
primin 1.849 milyar doları hayat sigortaları, 1.395 milyar doları ise
hayat dışı sigortaları tarafından üretilmiştir. Hayat sigortaları pek
çok piyasalarda %2,3 reel artış gerçekleştirerek dünya seviyesinde bir
büyüme sağlamıştır. Hayat dışı sigorta primleri ise büyüme hızının
yavaşlamasına rağmen %2,3 reel artış sağlamıştır.
2004 yılında sanayileşmiş ülkelerde sigorta için harcanan tutar, kişi
başına 2.966 dolar olmuş, bu tutarın %57'si hayat sigortaları için,
%43'ü ise hayat dışı sigortaları için harcanmıştır. Sanayileşmiş
ülkeler içinde İsviçre en yüksek sigorta yoğunluğunu sergilemeye devam
etmiştir. Hayat dışı ve hayat sigortaları, sanayileşmiş ülkelerde kişi
başına prim dağılımını etkilemiş ve ağırlık son beş yıl içinde hayat
dışına doğru kaymıştır. Ancak emeklilik reformları nedeniyle hayat
dışı sigortalarının kişi başına prim üretimi içindeki payının gelecek
yıllarda daralması söz konusu olabilir.
Yüksek katastrofik hasarlara karşın 2004 yılında karlılık da
iyileşmiş, hayat dışı sigortalarda 2001 yılının sonlarından itibaren
uygulanan disiplinli iş yazma ilkesi, bu olumlu gelişmenin temelini
oluşturmuştur. Hayat branşında çeşitli faktörler, kar artışına katkıda
bulunmuştur; bu faktörler, kar payının düşürülmesi ve maliyet
tasarrufları olmuştur.
Hayat sigorta işlerindeki büyüme açısından Avrupa, ABD'yi geçmiş;
bireysel düzenli gelir sigortası satışlarındaki cansızlık ABD'de
durgunluğa yol açarken, Batı Avrupa'da emeklilik sigortalarındaki
reformlar, %4,0 oranındaki reel büyümeye güçlü bir şekilde katkıda
bulunmuştur. Japonya'da özel emeklilik sigortasında büyüme
kaydedilmesine karşın, toplam hayat primleri yaklaşık %1 oranında
düşmüştür. Yine gelişmekte olan piyasalarda, büyüme ölçeği ülkeden
ülkeye değişkenlik göstermekle birlikte, hayat primlerinde güçlü bir
gelişme kaydedilmiştir.
Doların 2004 yılındaki değer kaybetmesi, ekonomik büyüme ve
sigorta-vergi mevzuatlarındaki bölgesel değişiklikler, pazar
paylarının yeniden dengelenmesinde önemli etmenler olmuştur. Avrupa,
hayat sigortalarındaki bu yeni denge sayesinde %1,9 puan pazar payı
kazanmış, buna karşın Kuzey Amerika ve Asya’da, esas olarak bu
bölgelerdeki hakim piyasalar olan ABD ve Japonya'da hayat sigortası
konusundaki çok durgun talep nedeniyle sırasıyla
%1,8 ve %0,5 pazar payı kaybetmişlerdir. Bu dönemde hem ABD hem de
Batı Avrupa hayat dışı sigorta işlerini yaklaşık %2 oranında
artırmışlardır. Tüm dünyadaki hayat dışı primlerin yaklaşık %77'sini
temsil eden bu piyasalarda sağlanan başarı, hayat dışı sigorta
sektöründe küresel bir genişleme güç sağlamış, gelişmekte olan
piyasalarda %7,7'lik çok güçlü bir reel büyüme oranı kaydederek,
küresel büyümeye katkıda bulunmuşlardır. Gelişmekte olan bazı
ekonomiler, hayat dışı sigortalarda, sigorta pazarları olgunlaşmış ve
sanayileşmiş ülkelerin altında performans gösterirken, diğer bazı
ülkeler hayat dışı sigorta primlerini %15'in üzerinde artırmışlardır.
1980'li yılların sonlarından bu yana artmakta olan doğal afetlerin
neden olduğu sigortalı hasarlar, 2004 yılında rekor düzeye çıkmış ve
riske uygun fiyatlandırma ihtiyacını belirgin bir şekilde altını
çizmiştir.2004 yılı sonunda Hint Okyanusu'nda yaşanan tsunaminin
ardından doğal afetler bakımından çok istisnai olan 2005 yılında, aynı
bölgede ikinci büyük bir deprem yaşanmış, bu depremi Pakistan depremi,
Tayvan tayfunu, Güney Avrupa'da ki orman yangınları ile, Orta Avrupa
ve Mumbai'de meydana gelen seller ile İskandinavya'da gerçekleşen
Erwin fırtınası izlemiştir. Ayrıca 2005 yılı 26 fırtına, 14 kasırga, 7
çok kuvvetli kasırga ve 5.kategoriden 3 fırtına ile 19.yüzyıldan bu
yana Atlantik Çukuru'nda en hareketli kasırga sezonunun yaşandığı bir
yıl olmuştur.
Ancak, sigorta ve reasürans piyasalarını özelliklede retrosesyon,
nakliyat, enerji ve mal sigortaları branşlarını en çok etkileyen
Meksika Körfezi ile Florida kıyılarına vuran Katrina, Rita ve Wilma
kasırgaları olmuştur. Sigorta Hizmetleri Ofisini (ISO) Mal Sigortaları
Hasar Servisi kayıtlarına göre, kasırgaların ardından oluşan sel ve iş
durması hasarları dikkate alınmaksızın gelen sigorta hasarlarını
Katrina, Wilma ve Rita için sırasıyla 38,1 milyar dolar, 6,1 milyar
dolar ve 4,7 milyar dolar tutarında olduğu tahmin edilmektedir.
Yaşanan doğal afetler sonucunda ödenen büyük hasarlar, rating
firmalarının büyük hasar yükümlülükleri bulunan veya yeni kurulmakta
olan sigorta ve reasüans şirketlerinden sermaye artırımı taleplerini
de beraberinde getirmiştir. Katrina kasırgası sonrasında sigorta ve
reasurans şirketleri başta ACE 2.500 milyon dolar, Endurance 600
milyon dolar, Montpelier Re 620 milyon dolar, Everest Re ise 475
milyon dolar olmak üzere toplam 5.504 milyon dolar tutarında yeni
sermaye koymuşlar; piyasalara giren bu yeni sermaye ile 2004-2005
yıllarında kuvvetlenen şirket bilançoları ve şirketlerin kombine
rasyolarında kaydedilen iyileşmelerle yenileme dönemi başında beklenen
aşırı sertleşme trendi gerçekleşmemiş, maliyet artışları sınırlı
kalmıştır.
TÜRK
SİGORTA SEKTÖRÜ
2005 yılı itibariyle sektörümüzdeki toplam 53 sigorta ve 2 reasürans
şirketi olmak üzere 55 şirket faaliyet göstermektedir. Sigorta
şirketlerinin 12'si hayat, 9'u hayat/emeklilik, 27'si elementer, 5'i
ise geçmişten gelen hayat portföyü sebebi ile hayat ve elementer
dallarda faaliyette bulunmaktadır.
Sektörde faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin 2004 yılı on iki
aylık döneme göre prim üretimi %18 oranında artarak 2005 yılında
7.810.000 YTL'ye ulaşmıştır.
2005 genel prim üretimi sonuçlarına bakıldığında, kasko ve muhtelif
kaza sigortaları toplamından oluşan kaza sigortalarının payı bir
önceki yıla göre 1,8 puan artarak %34,9'a yükselmiştir. Yangın,
nakliyat ve hayat sigortaları branşlarının payı ise bir önceki yıla
göre düşüş göstermiştir.
Türk sigorta sektörü prim portföyü içerisinde yüksek paya sahip kasko
sigorta branşının hızla artan prim ve poliçe üretimlerine karşın
teknik sonuçların her geçen gün kötüye gittiği görülmektedir. Son 5
yıla bakıldığında, kasko sigortası teknik sonuçlarının negatif bir
trend izlediği, karlılık ve hasar /prim oranları açısından alınan kötü
sonuçların 2005 yılı sonunda da devam edeceği öngörülmektedir. Teknik
sonuçların bu denli kötü olması sigorta şirketlerinin rekabet ortamı
içerisinde prim üretiminde risk analizi ve fiyatlandırma konusunu göz
ardı etmelerinin bir sonucudur.
31.12.2005 tarihi itibariyle, zorunlu deprem sigortası kapsamında %16
artış oaranı ile 2.395.361 adet poliçe üretilmiş, dönem içinde meydana
gelen kayıtlı 34 deprem nedeni ile 4:862.538 YTL hasar ödemesi
gerçekleştirilmiştir. DASK tarafından, 15 Aralık 2000 olan kuruluş
tarihinden, 2005 yılı sonuna kadar çeşitli deprem hasarları nedeniyle
13.248.624 YTL tazminat ödemesi yapılmıştır.
Gönüllü katılım esasına dayanmasına rağmen, Ekim 2005'te ikinci
yılının dolduran bireysel emeklilik sistemine katılımın giderek
arttığı görülmektedir. 2005 yılsonu itibariyle sistemde bulunan
sözleşme tutarı 705.138 adettir. Bu sözleşmelerin %75'i bireysel,
%25'i grup sözleşmeleridir. Yatırıma yönlendirilen fon tutarı ise
1.061.358.051 YTL'dir. Sistemin emeklilik dönemine yönelik fon
birikimi sağlamayı amaçlaması nedeniyle, ortalama yatırım vadesi diğer
yatırım araçlarına göre daha uzun olmakta ve böylece ekonomiye uzun
vadeli fon akışı sağlanmaktadır. Sistem ayrıca, yaklaşık 10.000 kişiye
iş olanağı sağladığı için ülkemizdeki istihdama da katkı sağlamıştır.
Sektörde Prim/GSMH oranı 2005 yılının dokuz aylık döneminde %1,60'a
yükselmiştir; bu oran gelişmiş ülkelerde %5'lerin üzerindedir.
Sigortacılık sektörü hızlı değişim ve gelişim gerektiren bir yapıya
sahiptir. Bu durum, sigortacıları sigortalanabilir yeni alanlar ve
yeni konular aramaya zorlamaktadır. Ülkemizde sigorta sektörü kriz
yılları hariç son 15 yıldır reel anlamda sürekli büyüme göstermiştir.
Ancak uygulama açısından çok iyi durumda olmasına rağmen gerek prim
üretimi gerekse sektörün büyüklüğü açısından gelişmiş ülkelerdeki
seviyeye ulaşamamıştır. Kişi başına prim üretimi açısından
baktığımızda, ülkemiz dünya sigortacılığında, bazı Afrika ülkeleri
(Nijerya, Mısır, Cezayir gibi) dahil yüksek nüfuslu Asya ülkeleri
(Pakistan, Hindistan, Bangladeş gibi) dışında son sıralarda yer
almaktadır.
Sigortacılığımızın istenilen düzeye ulaşamamasına neden olan en önemli
etkenler, eğitimizde sigortacılık sistemine yer verilmemiş olması,
halkımızın özellikle bireysel sigorta bilincindeki yetersizliği,
halkın harcanabilir gelirinde sigortaya ayrılan payın düşüklüğü ve
kimi sigorta şirketlerinin rekabet adına hatalı davranışlarda
bulunmasıdır.
Sonuç olarak, sigorta bilinci toplumda istenilen düzeyde
yaygınlaştırılamamıştır.
Enflasyon oranlarında başarılı sonuçların alındığı ve ekonomik
istikrarın sağladığı güven ortamı, sektörümüzdeki olumsuzluklarla
mücadeleye ve daha hızlı gelişime ortam sağlamaktadır. Bu elverişli
ortamın değerlendirilmesi ve tim sektör olarak elbirliği ile hareket
edilmesi gerekmektedir.
Dünya'da 900 yıldır devam eden mortgage kredi sistemi ülkemizde yeni
yeni gündeme gelmeye başlamıştır. Bu sistemin ülkemize geç gelmesinin
bir nedeni de reel ve cari faiz oranlarının yüksekliğidir. Sistemin,
konut piyasası ve finansal sistemde sağlayacağı canlılığın yanı sıra
sektör açısından en önemli fonksiyonu, beraberinde getireceği mortgage
kredisi sigorta ürünleridir. Bu amaçla Sermaye Piyasası Kurulu
çalışmalar yapmış ve bir yasa tasarısı hazırlamıştır. Buna paralel
olarak, Hazine Müsteşarlığı da bu kredilerle birlikte getirilmesi
planlanan ve sigorta ürünleri konusunda çalışmalara başlamış ve ilk
olarak “Gayrimenkul Mülkiyet Garanti Sigortası Genel Şartları
taslağını hazırlamıştır.
Sigorta sektörünün geliştirilmesi, faaliyetlerin güven içinde
yürütülmesi amacıyla200yılında bazı değişiklikler yapılmıştır.
- Sertifika Mali Sorumluluk Sigorta Tarife Talimatları, 27 Ocak
2005 tarih ve 25709 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak gümrüğe
girmiştir.
- Özel Güvenlik Mali Sorumluluk Genel Şartları ile Tarife ve
Talimatları,26 Şubat 2005tarih ve 25739 sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
- 6 Eylül 2005 tarih ve 25928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak
yürürlüğe giren, Sigorta Murakabe Kanunu'nun 7. Maddesi'nin 2.
Fıkrası'ndaki yetkiye istinaden Devlet Bakanlığı tarafından Hastalık
Sigortası Branşı'nın adı Sağlık Sigortası Branşı olarak
değiştirilmiştir.
- 6 Eylül 2005 tarih ve 25928 sayılı resmi Gazete'de yayımlanarak
yürürlüğe giren, Sigorta ve Reasürans Şirketlerinin Kuruluş ve
Çalışma Esasları Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair
Yönetmeliğin “Deprem Hasar Karşılığı” başlıklı 26. maddesi
değiştirilerek, “Üç Aylık Hesap Özetleri ile Yükümlülük Karşılama
Yeterliliği ve Teminatlara İlişkin Cetveller” başlıklı 32. Madde'ye
ekleme yapılmıştır.
- 16 Eylül 2005 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe
giren “Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası ve Elektrik
Piyasası Kanunu’na dayanılarak hazırlanmıştır.
- 22 Eylül 2005 tarih ve 25944 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak
yürürlüğe giren “Tarım Sigortaları Havuzu Çalışma Esas ve Usulleri
Hakkında Yönetmelik”, 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu hükümleri
uyarınca kurulan Tarım Sigortaları Havuzu'nun çalışma usul ve
esaslarını belirlemek amacıyla düzenlenmiştir.
- 22 Eylül 2005 tarih ve 25944 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak
yürürlüğe giren, 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu çerçevesinde
akdedilecek tarım sigortası sözleşmelerinin tabi olacağı esaslar ile
Tarım Sigortaları Havuzu ve Havuzun işletilmesini üstlenen şirketin
denetlenmesine ilişkin esasların belirlenmesi amacıyla “Tarım
Sigortaları Uygulama Yönetmeliği” hazırlanmıştır.
Ayrıca, oto hırsızlıklarına ilişkin sektör geneline ait istatistiki
verilerin elde edilmesi amacıyla Türkiye Sigorta ve Reasürans
Şirketleri Birliği tarafından hazırlanan “Oto Hırsızlık Bilgi Sistemi”
2005 yılının son döneminde kullanıma açılmıştır. Böylece, 2005 yılında
çalınan ve bulunan araçlara ait bilgilerin üye şirketler tarafından
birliğe gönderilmesiyle üyeler, gerçekleşen oto hırsızlıklarına
ilişkin sağlıklı bir veri bankasına sahip olacaklardır.
Türk sigorta sektörü gelişim için gerekli vizyona ve büyük bir
potansiyele sahiptir; gelişen ekonomik sürece bağlı olarak büyümeye
devam edecektir. Uygulanmakta olan ekonomik ve sosyal politikalar
toplumun gelir düzeyini yükseltmeyi hedeflemektedir. Dolayısıyla
sektörün gelişimi için gerekli altyapının sağlanabileceği
görülmektedir. Ancak gerekli yasal düzenlemenin bir an evvel
uygulamaya konulması, sigorta şirketlerinin AB ülkeleri düzeyinde mali
güce sahip olması, komşu ülkeler ve Türkiye Cumhuriyetler ile sağlıklı
ilişkiler kurulması sonucunda güçlü iç pazar desteğini de sağladığında
Türk sigorta sektörünün etkinliği daha da artacaktır.
SİGORTACILIK GENEL PRENSİPLERİ
Sigorta branşları için geçerli olan ve ülkemiz mevzuatına da uyan
ana prensipleri genel anlamda şu şekilde sıralayabiliriz:
- Mutlak İyi Niyet Prensibi :
Sigorta sözleşmesinde sigortalının beyanı esastır. Sigortalı /
sigorta ettiren, teminat altına aldığı nesneye ilişkin tüm
bilgileri doğru olarak vermek; aynı şekilde sözleşmeye aracılık
eden kişi de neyi, ne şartlar altında aldığı konusunda doğru ve
gerçek bilgileri sigortalıya bildirmek zorundadır.
- Sigortalanabilir Menfaat Prensibi :
Sigorta ettiren bir nesneyi teminata alırken, mutlaka onun
sahibi olması gerekmez; üzerinde menfaati bulunması yeterlidir.
Örneğin;
- Bir kişi sahibi bulunduğu binayı sigorta edebilir. (Mal
sahibi sıfatı ile sigorta)
- Bir bina bankaya teminat olarak gösterilerek (İpotek) kredi
kullanılıyorsa, banka bu binanın sahibi olmamasına karşın,
üzerinde ipotek hakkından doğan menfaati bulunmaktadır ve banka
bu binayı sigorta edebilir. (Dain - i mürtehin sıfatı ile
sigorta)
- Tazminat Prensibi :
Sigortalının, hasar olduğunda zararının karşılanması, sözleşme
gereğidir. Bu zararın giderilmesi nakden ödeme şeklinde olabileceği
gibi, onarımını üstlenme veya yerine yenisini verme şeklinde de
olabilir.
Nakden ödeme haricindeki seçenekler, sigortalının ve sigortacının
mutabık kalması halinde olabilir.
- Yakın Neden Prensibi :
Bir hasarın tazmin edilebilmesi için, o hasarın poliçede alınmış
ve genel / özel şartlarda belirtilen teminat kapsamına en yakın
nedenden ileri gelmesi gerekir.
Örneğin; hırsızlık teminatı verilmiş bir yerde hırsızın kapıyı
kırması ve hiçbir şey çalamadan kaçması halinde, kapının hasarı da
bu poliçe ile ödenecektir. Çünkü hasarın yakın nedeni çalma durumu
gerçekleşmemiş olmasına rağmen, hırsızlık olayıdır.
- Rücu Prensibi :
Sigortalının uğradığı zararda eğer üçüncü kişilerin kusuru varsa,
sigorta şirketi sigortalısına zararı ödedikten sonra, kusurlu
taraftan kusuru oranında bu hasarı talep (Rücu) eder. Böylelikle
sigortalı hem sigorta şirketinden, hem de kendisine zarar veren
kusurlu taraftan tazminat alarak, haksız kazanç sağlamamış olur.
Burada sigorta şirketi sigortalısının talep edebileceği tazminatı
almak üzere sigortalısının yerine geçerek, onun yetkilerini kendi
devraldığından bu prensip "Halefiyet Prensibi" olarak da ifade
edilmektedir.
|